Hâmiden şahide: yetişkin çocuğunuzun arkasında durmak

Evlilik5 minTahassungâh Heyeti

Bir bahçe kapısında yan yana duran iki yetişkin figür ellerini kalplerine götürmüş. Yolun ucunda küçük mavi çatılı bir eve doğru yürüyen genç bir figür var. Yüz yok, renkler sıcak.

Bayram ziyaretinde yirmi dört yaşındaki çocuğunuz yeni bir iş için başka bir şehre taşınmak istediğini söylüyor. Çay bardağınız elinizde havada kalıyor. İçinizden ilk geçen cümle belli: “Ben sana demiştim, orası sana göre değil.” Söyleseniz de yutsanız da odanın havası değişiyor. Kitap bu anı ebeveynin son büyük değişimi sayıyor: koruyan olmaktan çıkıp yanında duran olmak.

Beyin yirmi beşe doğru tamamlanıyor

Kitap şunu söylüyor: Yirmi beşine doğru çocuğunuzun beyninde karar ve irade merkezi tamamlanıyor. Fıkıh âlimlerinden İmam-ı Âzam da aynı yaşı sınır olarak görmüş. Genç hata yapsa bile kısıtlamanın en geç yirmi beşinde kalkması gerektiğini söylemiş. Yani karşınızdaki kişi artık kendi kararlarının sorumluluğunu taşıyan bir yetişkin. Bunu kabul etmek kolay değil. Çünkü onu yirmi beş yıl boyunca özenle büyüttünüz.

Hâmi kimdir, şahit kimdir?

Kitaba göre hâmi, çocuğunu yöneten ve denetleyen ebeveyndir. Şahit ise çocuğunun kararlarının arkasında duran, hesabı Allah’a bırakıp dua eden ebeveyndir. Kitap bu geçişi Nisa suresinin 6. ayetine dayandırıyor. Ayet, rüşdüne ermiş gence yetkilerinin devredilmesini söyler ve “hesap sorucu olarak Allah yeter” diye biter. Kitap bu rolü şahitlik makamı diye adlandırıyor. Geri durmayı ilgisizlik olarak değil, yanında kalmanın olgun bir biçimi olarak anlatıyor.

Kefâ billahi hasîbâ (Hesap sorucu olarak Allah yeter)
Nisa Suresi, 6. ayetin sonu (Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu Tefsiri)

İyi niyetli müdahale nerede başlıyor?

Kitap, iyi niyetle yapılan bazı şeylere dikkat çekiyor. Çocuğunuzun etrafında sürekli dönmek, her düştüğünde hemen kaldırmak, işine, evliliğine, bütçesine ve çocuk bakımına sürekli karışmak bunlardan. Kitap buna helikopter ebeveynlik diyor. Koruma gibi görünüyor ama kitaba göre sonuçta gencin kendi karar becerisini kullanmasını engelliyor. İslam’ın başkasının işini aşırı merakla kurcalamayı yasaklaması da bu noktada örtüşüyor. Kitabın önerdiği duruş şu: Direksiyonu çocuğunuza verin, arka koltuğa geçin, istediğinde tecrübenizi paylaşın.

Zor bir gün geldiğinde

Bir gün çocuğunuzun kararı iyi gitmeyebilir. Kitap bu günü de düşünmüş. O gün eve gelen çocuğunuza “Ben sana demiştim” demek, haklı çıkmanın tadını çıkarmak olurdu. Kitap bunun yerine kapıyı açık tutmanızı istiyor. Çocuğunuz yargılanmayacağını bildiğinde yeniden toparlanma gücü buluyor. Kök aile, çocuğunun yerine savaşmaz. Çocuk yorulduğunda ise onu yargılamadan karşılar.

Bu hafta deneyebileceğiniz iki küçük şey

  1. Çocuğunuz aldığı bir kararı anlattığında düşüncenizi hemen söylemeyin. Kitabın cümlesini deneyin: “Kararlarının arkasındayız. Sen talep edersen tecrübelerimizle sana rehberlik etmeye hazırız.”
  2. Bir sonraki hatasında “Ben sana dememiş miydim?” cümlesini içinizde tutun. Onun yerine kapıyı açık bırakın.

Sources

Related content

All articles

Ask for your own family

Sign up; 3 questions on us, every answer sourced.

Start free