İş ile ev arasındaki ikinci mesai

Evlilik5 minTahassungâh Heyeti

Yüzsüz bir figür bir kapı eşiğinde çantasını yere koyuyor. İçeride sıcak ışıkta başka bir figür sofrayı hazırlıyor, aralarında yarım açık bir kapı var.

Saat yedi buçuk. Kapı açılıyor, eş içeri girerken telefonla bir iş konuşuyor. Ayakkabılarını çıkarıp koltuğa oturuyor, “Çok yoruldum” diyor. Mutfaktaki eş gün boyu çocuğa ve eve baktı, akşam yemeğini yeni bitirdi. İkisi de yorgun. Kimse kimseye “Senin günün nasıldı?” demiyor.

Kitap bu manzarayı tanır. Çalışan eşin evi, yalnızca yemek yediği, uyuduğu ve dinlendiği bir yer gibi görmesine “evi otel gibi kullanma” der. Kitaba göre bu kişi çoğu zaman “Ben zaten sizin için çalışıyorum, başka çarem yok” diyerek bunu haklı çıkarır.

Kitap burada kişiyi suçlamaz, bir ayrım yapar. Helal rızık aramak fıtrî bir vazifedir. Ancak bu arayış aileyi ihmal edecek bir tutkuya dönerse evlilik zarar görür. Kitap “Hırs, hasaretli bir küfrandır” sözünü aktarır.

Kitap eşlerin birbirinden beklediği şeyin yalnız maddi refah olmadığını söyler. Günün yorgunluğunu hafifletecek şefkatli bir bakış, içten bir hatır sorma ve beraberlik de beklenir.

İkinci mesai nedir?

Kitap bu tavrın ilişkide bıraktığı izi anlatır. Eve gelen eş sürekli köşesine çekilirse, evdeki eş kendini hizmetçi ya da eşya gibi hissedebilir. Kitap hanedeki kadının makamını “müdür-ü dâhilî” olarak tarif eder: haneyi şefkatle çekip çeviren, eşinin manevî dayanağı olan biri.

Kitap bir benzetmeyle öncelikleri gösterir. İnsanın sorumlulukları iç içe daireler gibidir: kalp, beden, hane, mahalle, şehir, dünya. Kitap Risale-i Nur’dan şunu aktarır: “En küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli vazife vardır.” Hane bu en küçük dairedir. Dışarıdaki işler ya da faaliyetler hanedeki eşin ve çocukların önüne geçmemeli.

Kitap istişare metinlerinden bir cümle aktarır: “Babalar eve gelirken, mesaim bitti diye değil, bir mesaiden daha mühim bir mesaiye geçtiğinin şuurunda olmalı.” İkinci mesai budur. Dışarıdaki işten dönenin eşe ve çocuğa ayıracağı vakit ve ilgidir.

Kitap evde gün boyu çocuklarla ve ev işleriyle ilgilenen eşin mesaisinin kesintisiz sürdüğünü hatırlatır. Eve gelen eşin ona bir “mesai arkadaşı” gibi davranmasını ve içten takdir sözleri söylemesini önerir.

Kitap iş stresinin eve nasıl taşındığını da anlatır. Gün boyu yüksek stresle çalışan kişi eve döndüğünde kendini kapatıp yalnız kalmak ister. İş ile ev arasında bir zihinsel sınır yoksa dışarıdaki gerginlik ya da yorgunluk doğrudan eve geçer.

Kitabın önerisi iş yeri ile evin kapısı arasına net bir sınır koymak. Eve adım attığınız anda mesleki kimliğinizi dışarıda bırakıp “eş” ve “ebeveyn” kimliğine geçmeniz istenir. Dışarıda ne kadar başarılı olursanız olun, evdeki eş ve ebeveyn olma sorumluluğu sürer.

Kitap bir de öngörülebilirliğe dikkat çeker. Bir eşin sohbete ya da hizmete ne zaman gideceği belli değilse evdekiler birlikte geçireceklerini sandıkları akşamların boşa gitmesinden kaygılanabilir. Kitap beynin aidiyeti öngörülebilir ve güvenli bir düzende kurduğunu aktarır. Aniden kapıyı çekip çıkmak, geride kalanlarda dışarıdaki faaliyetin aileyi bölen bir şey olduğu izlenimini yaratabilir. Plansız çıkışlar yerine önceden haber vermek bu yüzden değerlidir.

Bu yüzden kitabın çözümü iki yönlüdür. İşten dönen eş evi otel gibi kullanmamaya çalışır. Evdeki eşin yorgunluğu da fark edilir. Kitap eşlerin birbirinin zahmetini hafifletmesini ister, yani yük tek bir omuzda kalmaz.

Kitabın son önerisi mesaiyi yük olarak görmemek, ortak bir iş olarak görmektir. Ailevi sorumluluklar pranga sayılmaz. Hane halkıyla birlikte omuzlanacak bir “manevî ortaklık” (şirket-i maneviye) olarak görülür. İkinci mesai yalnız biriniz için değil, ikiniz için düşünülen bir düzendir.

Kitap bu konuda Peygamber’i örnek gösterir. Kâinatın en büyük davasını omuzlayan biri olarak hanesinde müşfik bir eş ve baba oldu ve hane halkına vakit ayırdı. Dışarıdaki faaliyetlerden dönenler de eve neşe ve muhabbet taşımalı. Şefkat mesaisi planlı ve tutarlı olmalı.

Küçük bir alışkanlık düşünebiliriz. Eve dönerken yolda bir cümle hazırlayın: “Bugün senin günün nasıldı?” Kapıdan girer girmez bu cümleyi söylemek, iş stresinin eve taşınmasını yavaşlatır. Kitabın dediği gibi hizmet ile aile birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdır.

Sources

Related content

All articles

Ask for your own family

Sign up; 3 questions on us, every answer sourced.

Start free