Telefonu karıştırmadan güveni korumak
İletişim5 minTahassungâh Heyeti
Bir akşam eşlerden biri duşa girmiş. Telefonu masada, ekranı yanıp sönüyor. Bir mesaj gelmiş, gönderenin yerinde yalnızca bir harf var. Diğer eşin eli telefona uzanıyor. Son haftalarda eşi biraz daha sessiz, biraz daha çabuk uyuyor. İçinden bir ses “Bir bakıp rahatlarım” diyor. Sonra elini çekiyor, çünkü bakarsa ne bulursa bulsun bir şeyin bozulacağını biliyor.
Birçok kişi bu anı tanır. Bu davranışa kitapta tecessüs denir, yani gizliyi araştırmak. Güvenin zedelendiği evlerde insan eşinin telefonunu ya da çocuğunun çekmecesini izinsiz karıştırmaya meyleder. Kitap bunu ağır bir ihlal sayar. Eşinin her adımını gizlice kontrol eden kişi ona sürekli şüpheli gibi davranmış olur. Bu da kalpte kötü zan tohumları eker.
Kitap Kur’ân’dan bir ayet aktarır: “Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) zandan uzak durun. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Gizli sırlarınızı araştırmayın.” Aile içinde de bu ayetin gösterdiği yol, delil yokken kötü zan beslememek ve gizli kusur aramamaktır.
Kitabın çaresi önce kendinizden başlamaktır: “Hepimiz, işe kendimizi düzelterek başlamalıyız.” Eşinize dürüst ve şefkatli davranan kişi, evde güven ortamının temelini atmış olur. Telefona uzanma isteği bu temelin eksik olduğunu gösteren bir işaret gibi okunabilir.
Kitap güveni nasıl kurar?
Kitap bir formül aktarır: sevgi artı dürüstlük, güvene eşittir. Eskiden aile için “sevgi yuvası” denirdi. Kitap bugün “güven yuvası” demeyi öneriyor. Sevgi dalgalı bir duygudur. Dürüstlükle desteklenmezse hızla azalabilir. Bu yüzden eşlerin birbirinden zarar görmeyeceğinden emin olması önemlidir.
Güven, gizli gündemin ve yalanın olmadığı yerde kurulur. Kitap işin başlangıcını kendinizde görür. Eşinizi düzeltmeye çalışmadan önce dürüst olan sizsiniz. Bir harcamayı, bir buluşmayı ya da geç kalacağınızı baştan söyleyen kişi, eşinin telefona uzanma ihtiyacını da küçültür. Bu, kitabın bakışının günlük hayata çevrilmiş hâlidir.
Kendini düzeltmeyi kitap şu sözlerle anlatır: “Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.” Kendi payına bakmak, suçu karşıya yükleme alışkanlığını yavaşlatır. Aynı yerde “Kusurunu bilmek manevî bir istiğfardır” sözü de geçer.
Kitap ilişkinin ilk heyecanının zamanla yerini daha sakin bir bağlılığa bırakmasını bekler. Şeffaf davranan eşlerin birbirine güven duyduğunu, yalanın ve gizliliğin olduğu yerde ise kaygının arttığını anlatır. Güven bu yüzden bir duygudan çok, her gün tekrar edilen küçük dürüstlüklerle büyür.
Güvenin dayanağı kitaba göre saygıdır. Aile iki kişiyi tek bir kalıba eritmez. Her eşin kendi dinlenme zamanı, hobisi ve sessiz kalma ihtiyacı vardır. Kitap şu cümleyi aktarır: “Hem tamamen özgür olacağım hem evli kalacağım denklemi gerçekçi değildir.” Denge, bir yanda paylaşmak, öbür yanda özel alana saygı göstermektir.
Kitap eşinin rüyasını bile denetlemeye kalkan kıskançlığı güven yuvasını zehirleyen ağır bir ihlal sayar. Eşin telefonunu ya da çocuğun çekmecesini izinsiz karıştırmak da aynı çerçevede asgari saygıyı yıkar. Karşıdaki, kendi evinde nefes alacak bir alan bulamazsa kendini sürekli sınanan biri gibi hisseder.
Hüsn-ü zan bu dengenin parçasıdır. Kitaba göre hüsn-ü zan safdillik ya da kör iyimserlik sayılmaz. Hayır ve güzellik hayatın esasıdır. Eşinizin bir davranışını hemen kötüye yormamak, altında bir kasıt aramamak ve “Muhakkak geçerli bir mazereti vardır” diyebilmek güveni korur.
Kitap aksi durumun kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebileceğini söyler. Eşinin kendisini aldattığını temelsiz yere varsayıp sürekli suçlayan kişi, karşı tarafı öyle yıpratır ve evden uzaklaştırır ki korktuğu tabloyu kendi eliyle kurmuş olabilir.
Şüphe geldiğinde izlenecek basit bir sıra düşünebiliriz. Bu sıra kitabın ilkelerinden çıkarılmış bir uygulamadır.
Önce elinizdeki şeyin bir delil mi yoksa bir yorum mu olduğuna bakın. Kitap delil yokken niyet okumamayı ister. “Mesaj attı, demek ki...” diye başlayan cümle genellikle bir yorumdur. Yorumu kenara yazıp bir gün bekleyebilirsiniz.
Sonra sakin bir zamanda eşinize sorun. Kitap şüphelerin zihinde büyütülmesi yerine açık ve dürüst bir konuşmayla giderilmesini ister. Sormak kolay değildir ama gizlice bakmaktan daha az zarar verir. “Bana şunu açıklar mısın?” diye başlayın. Suçlayan bir cümleyle başlamayın.
Cevabı dinleyin. Kitap eşin davranışına “Muhakkak geçerli bir mazereti vardır” diyebilmeyi ister. Eşiniz anlatırken ona sorgu yapmayın, anlatmasına izin verin.
Son olarak kusurları örtmeyi hatırlayın. Kitap Şualar’dan şu cümleyi aktarır: “Sakın sakın birbirinizin kusuruna bakmayın; hiddet yerinde hürmet ediniz, itiraz yerinde yardım ediniz.” Bir hatayı büyütmek yerine ilk adımda yardım etmek evi güvenli tutar.
Sources
Related content
Ask for your own family
Sign up; 3 questions on us, every answer sourced.
